• 0090 532 2453920
  • yuhayproje@gmail.com

Category ArchiveDekorasyon Yazıları

Tarifi olmayan bir heyecan…

Bebeğinizi,  ultrasondaki ilk tanışmanızda olduğu o günden beri kucağınıza almak için sabırsızlanıyorsunuz, biliyorum. Ama ona en güzel bebek odasını yapmak için de  ne yapmalıyım diye  bir yandan düşünüyorsunuz…

Sevgili anneler, stres yok derin nefes alın bu inanın ki dünyanın en keyifli anları,  bebeğinizi büyüteceğiniz  hayallerinizdeki odayı beraberce yaratacağız…

Evinizdeki bebek odamızı seçelim. Odanın mutlaka güneş ışığı alması çok önemli, ama bunun yanında oda sıcaklığı ve havalandırmasının da standartlarda olmasına dikkat etmeliyiz. Bebek odasının aşın sıcak tutmak gibi yanlış uygulamalara oldukça sık rastlanır. Bebeklerin erişkinlere göre soğuktan daha az etkilendiği, buna karşılık 19°C-20°C’yi aşan ortamlarda vücut sıcaklığını düzenlemekte yetersiz kaldıklan unutulmamalıdır. Ayrıca yenidoğan bebeklerin solunum yolları son derece duyarlıdır. Bu nedenle odasındaki havanın nem oranı uygun düzeyde olmalıdır. Bu standartları odayı belli aralıklarla havalandırarak veya özel cihazlarla sağlayabilirsiniz. Bunlar nem ayarı düzenleyici, ısıtıcı veya iklimlendirme cihazı olabilir. Odaya gelen gün ışığından kurtulmak için pencerenize ışık geçirmeyen ‘blackout’ stor perde koymanızı tavsiye ederim. Odanız kuzeye bakıyorsa özellikle kuzey cephesine ısı izolasyonu yapmanız sağlık açısından faydalı olacaktır. Bunu duvara dıştan veya içten strofor koyduktan sonra boya yaparak veya içten dekoratif bir ahşapla storoforun üstünü kaplayarak sağlayabilirsiniz.

 

 

 

Dekorasyonun en hassas noktası bu tür altyapı çalışmalarının teknik şartlara uygunluğunun sağlanmasıdır. Bunları gözardı ettiğiniz zaman mekan sadece görsel açıdan size hizmet verir. Oysa bebek odalarının ısı, aydınlatma, elektrik tesisatı, duvar ve zemin kaplama malzemelerinin teknik özellikleri odanın tarzı kadar ve belki daha fazla bebeğinizin sağlığı açısından önem taşır.

İlk önce bebek odamızın ihtiyaçlarını belirleyelim. Yeni doğan bebeğin bakımı için  olmazsa olmaz alt değiştirme köşesi, ilaçları, krem ve bebek bezlerinin koyulduğu bölüm…  Çok fonksiyonlu heran elinizin altında her ihtiyacınızı bebeğinizi bırakmadan ulaşabileceğiniz tasarıma sahip bir mobilya ile çözümlenmeli.

 

 

 

Dolap bölümü özellikle tulumlar ve ufak bebek kıyafetleri için çekmeceli, ağırlıkta raflı olmalı. Bebek yatağı, genel anlamda çok fonksiyonlu bir düzenek gibi düşünülmeli. Yatak şiltesi, bebeğiniz ayaklanana kadar ona kolay ulaşabileceğiniz yükseklikte ayarlanabilir olmalı. Böylece yeni doğum yapan siz annelerin eğilip, belinizi zorlamasına gerek kalmaz. Yatak ön siperlikleri ve etrafı da bebeğiniz için önem taşır. Bebeğiniz hareketlerinde kendine zarar vermemesi için yatak koruyucunuzu  rahatlıkla koyabilmelisiniz. Ön siperler gerekli açıklıkta olmalı ki rahat nefes alınıp, başı aralılara sıkışmasın. Bebekler renkleri ve hareketli oyuncakları sabit olanlara göre daha çabuk fark edeceğinden yatağın üstüne rahatlıkla monte edebileceğiniz uygun tasarım seçimleri yapmanız daha isabetli olacaktır. Bebeğinizin ayaklanmaya başlayınca, diş kaşıntılarını gidermek için mobilyayı dişlemesine de hazırlıklı olmalısınız. En önemlisi tüm bu mobilyaların kurşun içermeyen boya ve malzemelerden üretilmiş olmasına dikkat etmelisiniz.

Kendinize bir emzirme köşesi yapmayı ihmal etmeyin. Bebek odasının detayları bitmez … Ama bundan sonra her yazımızda özellikle tek bir  konuya ağırlık verip, onu tüm ölçü ve ayrıntılarıyla sizlere aktaracağım. Sizden ricam evinizdeki bebek odanızın dekorasyonu veya yerleşim düzeninde takıldığınız bir konu varsa mutlaka benimle paylaşmanız. Böylece bilgilerimizi ve ürettiğimiz çözümleri paylaşıp kendimizi bu konuda daha da geliştirebileceğiz.

Mekanların ölçülü krokisini, beraberinde fotoğrafını bununla beraber odayla ilgili düşüncelerinizi ve deyinmemizi istediğiniz konuları bize gönderin. Unutmayalım, tüm bu dekorasyon fikirleri ve teknik bilgilerinin yanısıra önemli olan bebişlerimizi sevgi ve sabırla mutlu bir aile ortamında yetiştirmek olacaktır. Sevgili annelerimiz sizin hakkınızı ödeyemeyiz..

 

 

 

Aşkınızla yarattığınız,

Sevginizle büyüttüğünüz,

Gerçek olan herşeyden daha gerçek olan

Yaşam ağacınızın temelini oluşturan

Beni ben yapan, beni benli yaşatan

Tek adı olan, yaşam sebebim

benim sevgili bebeğim…

Mim.Selim YUHAY

Eviniz de ‘DÜNYA SEYAHATİ’ne çıkın…

Mekanlar bizimle birlikte yaşamalı. Bu amaçtan yola çıkarak evimizde bir dünya seyahatine çıkalım. Ne dersiniz?

 

Farklı kıtalardan etnik izler seçip, her birinin genel mimari özelliklerini evimize yansıtabiliriz.
Afrika kıtasında, yaratıcılığı kamçılayan tek bir kelime vardır; ‘‘ihtiyaç’’. Yaşam kapıların dışında, sokaklarda devam eder ve mimari açıdan Afrika size sadece çamurdan kulübeleri çağrıştırabilir. Ancak bu kulübelerin tarzı bile her kabileye göre farklılık gösterir.
Japonya’da mekan tasarımcılarının yaklaşımları, seçtikleri malzemeyle özetlenebilir. Geleneksel Japon aile evi, çoğunlukla birbirine iple bağlanmış kiaki ağacının sazlarından yapılan çatısı ve tatami hasırlı zeminiyle aile ruhunun etrafında yoğunlaşan yaşamın güçlü sembolünü simgeler.
Japon çağdaş evi ise, beton, paslanmaz çelik ve seramik kullanımları kimi zaman şiirsel, kimi zaman ürkütücü, hatta bir ambara benzeyen görünümüyle, yeni ev stilini, kalabalık endüstri kentlerine karşı siper olarak yansıtır.
Çiçek düzenlemesi, Japon iç mekanlarında çok önemlidir. Geleneksel Japon tarzında iç dekorasyon sanatı, mevsimlerin duyarlılığına, düzenlenen sosyal olayın doğasına, misafirlerin kişiliklerine ve ilgi alanlarına göre değişir.
Hindistan, mobilya kullanmayan ülke olarak da bilinir. Yataklar gün ağardığında yuvarlanılarak kaldırılan ince matrislerden oluşur. Yaz gecelerinde, yatakların damlara ya da balkonlara taşınmasıyla yıldızlardan oluşan doğal bir örtü altında uyunur.
Yemek yemek için masa ya da sandalyeye gerek duyulmaz, çünkü yemek yerdeki taşların üzerine oturularak yenir. Eşyalar küçük kutularda, çekmecelerde veya kuş – çiçek resimleriyle süslenmiş ince valizlerde saklanır. Ender olarak taşınabilir mobilyalara rastlanır.
Her tasarım bir anlam yüklüdür. İç mekan ile dış mekan arasındaki olağan ayrımı hissetmek mümkün değildir. Tek katlı bungalovlarda dövme demirden yapılmış dekoratif pencere çerçevelerine rastlanır, ancak bu pencerelerin çoğunda cam yoktur. Avlu evlerinin pencereleriyse genellikle bütün gün ve hatta geceleri açık durur.İnsanlar zamanlarının çoğunu bambu perdelerle süslenen verandalarda geçirirler.
         Meksika, kuru ve tozlu toprağın başlıca inşaat malzemesi olduğu tüm yeryüzü parçalarında olduğu gibi, Meksika dekorasyonunun cüretkar ve neşeli ruhu da çoğunlukla kendini duvar boyalarında ifade eder.
En alçakgönüllü kulübe bile, iç ve dış duvarlarına uygulanan cesur renklerdeki yaratıcılıkla büyük bir konağı gölgede bırakabilir. Şerbet sarısı ile birleşen elektrikli kobalt mavisi, parlak Meksika stilinin tipik örneklerindendir.
Boyalar, taşlar ve fresk panellerin yarattığı bordürler de mimari detayları oluşturur. Tipik bir Meksika evi, seramik ya da çakıl taşı kaplı bir avluyu çevreler. İçinde birkaç sandalye, üzerine iki yastık atılmış bir hamak ve bu dekora hayat veren çiçekli saksılar var. Gölgeli odalarında fazla mobilya bulunmaz. Yine de mevcut olanlar şaşırtıcı bir şekilde dikkat çeker. Ağır oymalı ve bölmeli ahşap mobilyalarda İspanyol etkisi görülür. Biçimli dolaplar ve büyük boyutlardaki şifoniyerler ortama egemen olur.
Tüm bu etnik güzellik ve stilleri kullanarak biz de evimizin perdelerini Hindistan’dan, mutfağımızı Meksika’dan, salonumuzu Afrika’dan, yatak odamız ve banyomuzu Japonya’dan esinlenerek tasarlamak için, haydi iş başına….

Doğadaki güzellik ‘ALTIN ORAN’…

Güzellikleri yaşamak ve hissetmek için kendinizi sınırlamayın. Yaratıcılık aslında hepimizde varolan bir özelliktir. Önemli olan onu korkusuzca dile getirmek.Sizi yaşadığınız mekanlara farklı bir gözle bakmaya davet ediyorum.

Günümüzde yaşadığımız her an ticari olarak bizlere sunulan güzellik tanımı, bilinçaltına işlenen güzel olma, güzellikleri yakalama ve onlara sahip olabilme isteği bizi belki de kendimiz olmaktan veya kendimizi tanımaktan uzaklaştırıyor. Acaba yaradılıştan bugüne varolan herşey nasıl bir denge ve oran üzerine  kurulu diye hiç düşündünüz mü…

Yaşadığımız beton barınaklar acaba doğanın sahip olduğu ve bize sunduğu güzellik ölçüsü olan altın orana ne kadar uygun…Matematiğin yanı sıra , estetik bilimin ve mantığında en basit, fakat en önemli kavramları olduğu halde çoğunlukla birbirine karıştırılan iki kavram vardır; oran ve orantı….

Bunlardan oran kavramı aynı türden iki şeyin nicelik açısından karşılaştırılması olarak tanımlanır.ALTIN ORAN basitçe 1.618 olarak ele alınabilir.Mimaride altın oranın kullanımının ilk örneği  M.Ö.2650 yıllarında yapılan Mısırdaki Keops piramididir.

Eminim ki şu an aklınızdan kendiniz ve yaşamınızın içindeki tüm objelerin ve mekanların altın orana uyumlu olup olmadığı geçiyordur. Bence hiç düşünmeyin. Çünkü kendinizi, etrafınızdaki herşeyi dış görünüşüne göre değil size hissettirdikleri ve verdiği enerjileri ile değerlendirin. Özgürlüğünüzü hissedin, yeniliklere açık olup, yaşantınızı kolaylaştıracak tasarımlar ve çözümler üretin. Herşeyden önce ihtiyacınızı belirleyin, size yol gösterecek rehberinizi seçtikten sonra yaratmanın doyumsuz keyfine ulaşın…

Şimdi her şeyi geride bırakıp sadece evimizi düşünelim. Evimiz küçük veya büyük olabilir..Dekorasyona başlamadan önce kendimize sormamız gereken bir kaç basit soru var … Yaşadığımız mekan bize hangi duyguları hissettirmeli ? … hangi renkleri kullanmalıyım ?… hangi materyalleri nasıl kullanmalıyım ?… bu sorular sizde sıkıntı yaratmasın lütfen, evimizi dekore etmek bizi hem eğlendirmeli, hem de yaşattığı duygularla bizi hayalimizdeki mekanlara götürmeli.

Diğer bir konu ise günümüzde son derece yaygın olan ev tasarım trendleri.Eğer moda olan dekorasyon trendleri sizi yansıtmıyorsa, tek söyleyeceğiniz kelime ‘ben mutluyum’ demek olmalı. Ancak aramızda kalsın, yeni birşey almak veya yaptırmanın o eşsiz tatmin duygusunu hiçbirşeye değişmem, varsın bilinçaltıma işlesinler…. Benim için önemli olan yaptığım mekanların, sahiplerinin kişiliğini yansıtan , onların ruhunu ve iç dünyasını dinlendiren, yaşam mutluluğunu ve isteğini arttıran bir ortam verebilmektir.

 

 

Artık okul zamanı….

Çocuklar göz açıp kapayıncaya kadar büyüyorlar. Bir de bakmışsınız ki ilkokula başlamışlar. Özenerek yaptığımız o ilk odası ve biraz eklemelerle değiştirdiğimiz erken çocukluk dönemindeki odası için artık kocaman oldu. Tabi bizim için onların büyüdüğünü görmek çok güzel ve gurur verici ama bunu kabullenmek de bir o kdar zor. İlkokula başlayan çocukların hayatlarında  önemli değişiklikler olur. Bu değişikliklerden biri de daha fazla sorumluluk sahibi olmalarıdır. Bizler ebeveyn olarak onları bu sorumluluklara hazırlamalı ve özgüvenlerinin artmasına yardımcı olmalıyız.

Tabi ki odalarında da bu yeniliğin getireceği değişiklikler olacaktır. Artık büyüyen  çocuğumuz odasını daha çok sahiplenecek ve böylece kendisine ait bir mekanın avantajlarını kullanmak isteyecektir.

Çocuğumuzun ilkokula başlarken odasında ne gibi değişiklikler yapmamız gerekir? Önce bu soruların cevaplarını yanıtlamamız gerekir. Odanın küçük veya büyük olması çok da önemli değildir.Ancak kullanışlı ve düzenli olması gerekmektedir. Odada bir çalışma köşesi , çalışma masası,kitaplık ve oyuncak dolabı gibi ayrıntılı bölümlere ihtiyaç duyulacaktır. Unutulmamalıdır ki çocuğunuz ilkokula başlamış olsa bile bir anda oyun çağından çıkması mümkün değildir. Aslında yaşımız kaç olursa olsun yaşamı bir oyun, ailemizi oyun arkadaşlarımız ve diğer şeyleri de oyunun araç gereçleri olarak düşünmemiz gerekir. Oyun , çocuğun yaşantısındaki en önemli ayrıntılardan biridir. Çocuk, hayatı oyunla öğrenir, hayal gücü oyunla gelişir,sorun çözme yeteneğini oyunlarla ortaya koyar.Bu sebepten oyuncak dolabını kesinlikle odadan çıkartmamaız gerekir ki bazı ailelerin yaptığı önemli yanlışlardan biridir bu.

İkinci olarak çalışma masasının boyu ve ölçüleri çocuğun gelişimine uygun olmalı;gerektiğinde açılıp kapanarak iki kişilik çalışmalar için de yeterli ölçüde genişleyebilmelidir.Masa üstü çocuğun dikkatinin dağılmayacağı bir şekilde düzenlenmeli ve çok dolu olmamalıdır. Yeni okumaya başlayacak bir çocuk için harfler , sayılar ve yazı tahtası önemli araç gereçlerdir. Mıknatıslı harfler için bir pano,yazıyı geliştirmek için yazı tahtası ve kitaplık asla unutulmamalıdır.Yön kavramını tam oturtamamaış çocuklar için sağ ve solu gösteren renkli oklar da çalışma masasının üstünde yer alabilir.Çocuklar , önceleri yalnız başlarına odalarında çalışmak istemezler bunu için muhtemelen anne veya babasının da yakınlarda bir yerde hatta belki de odanın içinde olmaları gerekecektir. Ancak anne veya baba ödeve aktif olarak  dahil olmamalı , çocuğun takıldığı yerlerde sorularla cevabı onun bulmasını sağlayarak yanında yer almalıdır.Çalışma sandalyesi de sırt ortopedisine uygun olmalı, ancak rehavet verecek kadar rahat olmamalıdır. Piyasada bir çok markanın bu konuda geliştirdiği birçok tasarım bulunmaktadır.

Yatakta bir değişiklik yapacaksak çocuğumuzun arkadaşlarından birinin de eve gelip kalacağını göz önünde bulundurmamız gerekir. Yani yedek yatağı kesinlikle unutmamalıyız ve o yatak için yer ayırmalıyız. Odanın sahibinin çocuğumuz olduğu gerçeğini kesinlikle unutmamalı ve odadaki eşyaların yerini veya odanın düzenini kesinlikle çocuğumuza danışmadan değiştirmemeliyiz.

Odadaki giysi dolabının düzenlemesini çocuğun kendi kendisinin de bu düzeni uygulayacak ve devam ettirecek şekilde raflara sahip ve askılı bir şekilde düzenlemeliyiz. Çocuğumuza oda içindeki düzende ne kadar rol verirsek o da o kadar sorumluluk sahibi olacaktır.

Bu oda aynı zamanda çocuğumuzun özel alanıdır. Herkes zaman zaman tek başına kalıp düşünmek isteyebilir. Buna çocuğumuz da dahildir. Öyleyse kapısı kapalıysa vurmadan girmemeli ve ona saygı göstermeliyiz. Zaman içinde odasını toplama ve temizleme gibi görevleri de üstlenmelidir bunun için dekorasyonda sadelik ve kolaylıktan yana bir tutum sergilemeliyiz. Aynı zamanda odanın bazı parçalarını suntalam üzerine yaptırarak uygun boyalarla çocuğumzla birlikte boyayabiliriz. Zaman içinde odanın bir bölümünde poster asma köşeleri de yapılabilir.

Yine ilkokulla birlikte çocuklar için bir spor veya sanat dalına başlamak uygun olacaktır. Bu hobinin hayatında kalıcı bir yer edinebilmesi için konuyla ilgili gazete ve dergi  resim ve yazılarının kesilerek odasında bir köşesi olması çok uygun olacaktır.

Eğer bu odayı iki kardeş bir arada paylaşacaksa o zaman her iki kardeşin de kendi hobileri için uygun köşeler yapmak önemlidir. Böylece çocuklar birbirlerinin yaşam sınırlarına saygı göstermeyi öğrenecektir.

Odada muhakkak bir müzik sistemi bulunmalı ancak televizyon için bunun tam tersi görüşteyim. Odada televizyon bulunmamalıdır. Televizyon ailenin topluca oturduğu  bir alanda olmalı ve belirli zamanlarda açılıp kapanmalıdır. Televizyon çocuklar için bir çocuk bakıcısı değil,interaktif bir paylaşım aracı olmalıdır.

Son olarak şunu eklemek isterim ki Çocuk odası çocuğu yansıtmalı ve keyif vermelidir. Böylece çocuk için bir yere ait olma duygusu gelişmiş olur ki bu da ileriki hayatında duygusal gelişimi için önemli bir ayrıntıdır.

Çocuk odalarında günümüzde öne çıkan diğer bir ayrıntı da tekstil dünyasından. Özellikle perdelik kumaşlardaki çeşitlilik hepimizi içine çekiyor adeta. Birkaç yıl öncesine kadar çocuk odası için dükkan dükkan dolaşıp perde çözümleri arayan veya özel üretim yoluna başvuran biz mimarlar için bu gelişmeler mutluluk ve heyecan veriyor doğrusu.

Ben ve mimari ile tanışmam…

Yıl 1989 mimarlık mesleği ile ilk tanıştığım tarih bu değil, daha eskilere dayanıyor. Babamın yaptırdığı ve sattığı madeni çelik ofis eşyalarıyla ilk başlıyor maceram yaklaşık 10 yaşındayım. Ve ilk imalatın tadına, tasarımın güzelliğine, ticaretin her neresi olursa olsun, kaldırım üzerinde kitap satarak veya çay taşıyarak bile yapılabileceğinin farkına vardığım o eşsiz günler.

Ve YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ile 1989`da başlayan gerçek diplomalı mimar olma yolunda ilk adımlarım. Birçok yaptığım projeler de desteğini hep hissettiğim saygıdeğer Babam `YAŞAR YUHAY` sayesinde bugünkü mimari tecrübemi kendisine borçlu olduğumu itiraf etmeliyim. Yurtdışı proje maceralarım, tv programı yapım ve sunum tecrübelerim ile insan yaşamı, mekan ve eşya ilişkileri hakkında edindiğim eşsiz bilgiler ile artık farklı bir platformda sizlerle elele olacağız. Hem evinizdeki dekorasyon şifrelerini çözeceğiz. Eğlenirken düşünecek, bazen de alışveriş yapacağız.

Çocuklarımızın hayal güçlerini sınırlamayın….

Çocuklarımızın hayal güçlerini, o renkli, saf,  basit ve sevgi dolu dünyalarını  bebekliklerinden beri yaşadıkları odalarıyla daima canlı tutmaya çalışıyoruz. Acaba neyi doğru neyi yanlış yapıyoruz.

İlk başlangıç bebekken onlar için çözümlediğimiz odalarıdır. Bu odaları yaparken çocuğunuzun büyüyeceğini düşünerek yaptıysanız, tahminimce ilkokul yaşına kadar olan süre için dekorasyonunu eklemelerle ve yatağındaki değişikliklerle çözümlemiş olmuşsunuz demektir. Bence bu alışkanlıklarına bağlı olan çocuklar için iyi bir çözüm olacaktır. Ama yine de odamızı yeniden tasarlayıp, çocuklarımızın hobilerine ve ilgi alanlarını geliştirecek şekilde çözümler üretelim.

Dekorasyona başlamadan önce ihtiyaçlarımızı belirleyelim.

Yatma bölümü, arkadaşı geldiğinde kalması için iki yatak olmalı…

124_large

Giysileri için dolap, kitapları için kütüphane yapılmalı..

Çalışması için masa mutlaka olmalı, hatta masanın altından ikinci bir masa açılması ileride çok faydalı olacaktır…

Bu yazımızda odalarımızdaki renk seçimleri ve renklerin çocukların yaşantısında nasıl rol oynadığını inceleyeceğiz. Çocuk odalarının renkleri canlı ve sıcak olmalıdır. Örneğin krem rengi, çocuk odası duvarlarında her zaman canlı bir kırmızı veya parlak bir pembeden daha iyi duracaktır. Akılda tutulması gereken şey, farklı renk tonlarının, şekillerin ve desenlerin çocukları aşırı derecede uyarabileceğidir.

9b

Naturel duvar fon rengi özellikle oda çok fazla oyuncakla doldurulduğu zaman mekanı rahatlatır. Diğer taraftan, ahenkle düzenlenmiş bir oda, çocuğun düzen anlayışına olumlu etki yapar ve çocuğun erken yaşlarda şekil ve renk duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Çocuk yeteri kadar büyüdüğünde kendi odasının rengini seçmekte serbest bırakılmalıdır. Sonuçta o oda ona aittir ve içinde yaşayacak olan da kendisidir.

Renk seçimlerinde ayrıca aşırı parlak renklerin huzursuzluk yaratacağı, koyu renklerde ise çocuğunuza üzüntü hissi vereceğini unutmayalım. Pastel tondaki sarı güneşi,  mavi ise yazın gökyüzünün aldığı rengi hatırlatır. Açık yeşil de çocuğunuzun gelişim sürecinde pozitif rol oynar.

Sıcak renklerin uyarıcı etkisi vardır:
Kırmızı:
Canlandırıcı ve hayat dolu bir renktir.
Turuncu: Duyguları uyarıcı bir renktir.
Sarı: En neşe veren renktir.

Soğuk renklerin sakinleştirici bir etkisi vardır:
Yeşil:
Dengeleyici ve sakinleştirici bir renktir.
Mavi: Yeşil gibi sakinleştirici bir renktir ve uykuya dalmayı kolaylaştırır.
Menekşe Rengi: Sakinleştirici ve huzur verici bir renktir.

9d

Çocuğunuzun oda renginin aydınlatma ile de doğrudan ilişkisi vardır. Koyu renk duvarlar ışığı absorbe ederken, açık renkli bir oda ışığı yansıtacaktır. Ayrıca yaratmak istediğiniz etki için odanın ve ışığın renk seçimi önemlidir. Bebek ve çocuk odası için sadece pastel renkler kullanılır diye bir kural yoktur, önemli olan renkleri doğru aydınlatma ile uyum ve huzur ile biraraya getirmektir. Ayrıca renk aydınlatma mekan ilişkisi konusuna daha fazla önem verenler için; farklı renk özellikli ışık kaynaklarıyla sıcak ve huzurlu bir atmosfer yaratılabileceği gibi, uyarıcı, çalışmaya teşvik edici etkiler de oluşturur.

Selim Yuhay ile Güle Güle Oturun Tv8 Başlıyor

Dekorasyonun Altın Kuralları – 1 –

•  Mobilya seçerken rahatlık ön planda tutulmalı.

•  Mobilyalar sağlamlığının yanı sıra aynı zamanda kullanışlı olmalı. Bu nedenle ‘L’ kanapeler ve geniş koltuklar şimdi moda.

•  Mobilyalar takım olmak zorunda değil. Üçlü bir koltuğun yanına istediğiniz bir tekli koltuğu koyabilirsiniz. Önemli olan bunların bir araya geldiği zaman duvar rengiyle ve yer kaplamasıyla, uyumlu olması.

•  Doğru aydınlatma çok önemli.

•  Az ışık alan bir mekana, tavandan ya da duvarlardan yansıtılan bir ışıklandırma yapılabilir.

•  Kullanılmayacak eşyalar alınmamalı.

•  Kumaş seçerken yıkanabilir, leke tutmayan kumaşlar tercih edilmeli.

•  Mekanın büyüklüğüne ve ışık alıp almadığına göre renkler belirlenmeli. Küçük mekanlarda, yer ve duvar renklerinin mümkün olduğu kadar birbirine yakın olması, o mekanı daha büyük gösterir.

•  Genel olarak açık renkler tercih edilmeli. Göz yoran hardal sarıları, pembeler mazide kaldı.

•  Küçük mekanlar ayna kullanılarak büyük gösterilebilir. Ayrıca küçük odalarda çok koyu resimler ya da uzun dolaplar kullanılmamalı. Daha alçak dolaplar ve yatay çizgiler tercih edilmeli.

•  Mekanları hayat tarzına göre dekore etmek çok önemli. Çok fazla televizyon izleniyorsa ona göre bir düzenleme yapılmalı.

Işık, mobilya ve mekan kullanımı…

Planlanan işlevi estetikten ödün vermeden yerine getiren çözümler, kullanışsız ya da yetersiz mekanları değerlendirmenin en iyi yoludur. Önemli olan, hacim için uygun üniteyi seçmek ya da mekana özel bir çözüm geliştirebilmektir.

     Kimi zaman birden fazla işleve cevap verebilen modüller, mekanlara ferahlık getirilmesine de olanak verir. Küçük mekanların projelendirilmesi mimari veya dekorasyon anlamında birçok detayı ve genel konseptleri çok dikkatli ele almayı ve doğru yorumlamayı gerektirir.

     Küçük bir mekanda gerekli mobilyaları ustaca yan yana, üst üste koyup gerekli fonksiyonları sağlayabilirsiniz, ama sonuca baktığınızda o mekan boğucu, dar, sıkıcı kısaca kullanıcının yaşam kalitesini düşüren bir ev olup çıkar. O nedenle bu tip mekanların planlanmasında öncelik, fonksiyonelliği sağlarken mekanı büyük ve ferah gösterecek elemanları öne çıkarmaya verilmelidir.