Son Dokunuşlar

Ev dekore etmek zorlu bir süreç oluyor. Tabii bir fikriniz yoksa… Nasıl ve nerden başlayacağınızı bilmemek maddi manevi zorluk yaşatacaktır. Bu yüzden genellikle olduğu gibi ev dekorunda da belli bir sıra izlemelisiniz. Sizlerin bu zorlukları yaşamaması için bir kaç ipucu 😉

*İlk başta uygulamak istediğiniz tarzı ve rengi belirleyin. Hangi oda ne renk olsun, hangi tarz mobilyalar kullanılsın bunu planlayarak başlayabilirsiniz.

*Hemen bir bütçe belirleyin.

*Daha sonrasında kendinize bir tablo oluşturun. Nerede hangi renk kullanacaksınız, nereler de tadilat olacak. Bu tablo üzerinden tek tek gidin.

*Tadilat olacak bölümlerde, elektrik, tesisat işi varsa öncelikle bunları halledin. Çünkü, eşyalar eve girdikten sonra bunları yapmak çok daha zor olacak. Mutfak, banyo gibi yerler de yenilenecekse onlarda bu süreçte olmalıdır.

*Tadilattan hemen sonra boya ve duvar kâğıdı uygulaması yapılmalıdır.

*Seçtiğimiz tarzda ki mobilyaları şimdi yerleştirebiliriz.

*Şu an bu aşamaya geldikten sonra fikrinizi değiştirmek size maddi kayıp ve manevi yorgunluğa sebep olur. Bu sebepten dolayı ilk başta yaptığımız tabloya gerçekten istediklerinize uygun olmalı.

*Tadilat ve mobilya yerleşiminden sonra avize, halı, perde ve aksesuar seçimlerinizi yapın.

Son dokunuşlar bunlar olmalı

Stüdyo daire de yaşam…

Ülkemizde son yıllarda keşfedilen stüdyo daireler, tüm dünyada gençler ve yeni evliler tarafından çoktan kapışıldı. Artık ülkemizde de stüdyo ve benzeri loft gibi mekanlar için inşaatlarda daha çok yer ayrılıyor. Bu dairelerin ufak olması kullanışsız olduğu anlamına gelmemeli. Eğer bu tarz bir daireye sahipseniz öncelikle bilmeniz gereken küçük dokunuşlarla nasıl değişik ve güzel bir yaşama alanı yaratabileceğinizi düşünmek. Genellikle stüdyo daireler küçüklüğüne rağmen fonksiyonel, pratik bir tasarım ve ergonomik ürünlerle içinizi tasarlanmıştır. Loft dairelerin bazılarında bir balkona rastlamak mümkün olduğu için stüdyolara oranla daha ışıklıdır diye düşünebilirsiniz. Bunun dışında stüdyo ve loft daireler arasında yaşam ve dekorasyon açısından fark bulunmamaktadır.
Kendinizi üniversite eğitimi almak için başka bir şehre taşınmış olarak hayal edin. Tabii ki anne-babanızla aynı evi paylaşıyordunuz, şimdi gideceğiniz ev ise öncekinin 1/3’i kadar. İlk yapmanız gereken mekan büyüklüğü algınızı değiştirmek,ve eşyalarınızı getirmeden önce bir gözden geçirmektir.Lüzumsuz hiçbir eşyanın bir stüdyo dairede yeri yoktur.Kullanılmayan hiçbir eşyanın böyle bir mekanda kendine yer bulması mümkün değildir.
Stüdyo dairelerde oturabilmenin başka bir gereği de mekanda dağınıklığa izin vermemektir. Mekan sınırlı olduğu için her türlü fazlalık ve dağınıklık sizi rahatsız eder. Dağınık bir stüdyoda yaşamak gerçekten çekilmez olabilir. Aklınızdan çıkarmamanız gereken diğer bir kural ise, dairenin dekorasyonunda kullanacağınız eşyaların mutlaka çok fonksiyonlu olmasıdır. Böylece çok amaçlı eşyalar ile sandığınızdan daha çok yer kazanabilir ve hayatınızı renklendirebilirsiniz.
Bir stüdyo daireye taşınırken sizi en çok rahatsız edebilecek diğer bir konu ise mutfak ile salonun içiçe olmasıdır. Genellikle kapılarla ayrılan bu mekanların bir arada bulunması ilk başta alışıla gelmedik olarak tanımlansa da iyi bir mimarın elinde çok keyifli ve rahat bir yaşama alanına dönüşebilir. Stüdyo dairelerde çok önemli diğer bir konu ise doğal ışıklılık ve güneşin geliş yönüdür. Bunun için mekanı satın almadan veya kiralamadan önce çok iyi incelemek gerekir. Başka bir odanız olmadığından bulunduğunuz yerden gökyüzüne bakabilmek, geniş pencereden havayı solumak sizin için oldukça kıymetlidir. Tüm eylemlerin aynı alanda yapılıyor olması sizin bu alanı çok fonksiyonel kullanmanızı ve kendinizin de iyi organize olmanızı gerektirir. Her köşenin, ufacık bir boşluğun bile en faydalı biçimde işlevselleştirilmesi sizin burayı kullanım amacınıza bağlı olarak gelişir. Mekanın küçüklüğüne rağmen fonksiyonel, pratik bir tasarım ve ergonomik ürünlerle içinizi geniş tutabilecek, dekoratif bir mekan elde edebilirsiniz. Burası sizin hem salonunuz,  yatak odanız, hem de mutfağınız, çalışma odanızdır. Mekan küçük de olsa, bölümlere  çeşitli yükseltiler vererek görsel bir ayırıma gidilebilir. Bu yükselti yerden yaklaşık 150 cm. Bir merdiven basamağı gibi olursa çeşitli kapaklarla içleri malzeme koymak için kullanılabilir. Onun dışında, hangi bölüm kapatılmak isteniyorsa fazla yüksek olmayan, hareketli bir paravan en ideal bölme şeklidir. Bazı stüdyo ve loftlarda tavan yüksek olduğu zaman içten bir asma kat yapılabilir. Burada merdiven çıkışı kitaplık, altı da oturma bölümü olarak çok rahatlıkla kullanılabilir. Üst tarafta genellikle yatak bulunur ve sizin gizli bölmenizdir. Yatağın yanına çeşitli boyutlarda sabitleyeceğiniz raflar hem komodin yerine geçer, hem de başucunuza dekoratif bir özellik katmış olurlar. Tavan yüksek değilse, duvara gömme yatak ya da çek yatlar kullanışlıdır. Bu yatak aynı zamanda çarşaf, yorgan, yastık gibi ürünlerin saklanacağı bir geniş çekmece özelliğini de taşıyabilmeli. Giysi dolabı kapısının sürgülü olması da daha doğru bir seçimdir. Dolap kapaklarındaki boy aynası hem kullanışlılığı, hem de mekanı görsel olarak büyültmesi bakımından iyi bir efekt verecektir.
Kütüphane için yeriniz darsa, tavanları raflayarak kitaplarınızı yerleştirebilirsiniz. Bu raflar aynı zamanda aydınlatma için de iyi bir çözümdür. Böylelikle mekanınızda hem yerden tasarruf eder, hem de ona dekoratif bir görünüm kazandırırsınız. Dar alanlar için kapakları açıldığında büroya dönüşen kompakt kitaplık-masa birimi de tercih edilebilir. Masa gene görsel olarak iki bölüm arasındaki geçişi sağlayabilir. Hem çalışmak, hem de yemek yemek için aynı masayı kullanabilirsiniz, ama sürekli bir toplama yerleştirme işlemi yapılacağından bu şekil zamanla sizi yorabilir. Çalışma masası hareketli olursa o anki kişi sayısı ve aktiviteye göre yeri değiştirilebilir. Yemek masası ise duvara sabit, açılıp kapanır bir sistemde tasarlanırsa mekanda yer kazandırır. Çalışmak için yüksekliği ayarlanabilen, tekerlekli bir iskemle seçilip, yemek masası içinse katlanabilir iskemleler kullanılmalıdır. İyi bir aspiratörle koku sorununuz olmayacağından burada çoğunlukla açık mutfak yapılır. Kapalı olmasını istiyorsanız, akordeon kapılı bir sistemi tercih edin. Mutfak duvarları her türlü aletin ankastre olarak yerleşimine imkan verir biçimde tasarlanmalıdır.

Çocuk ve Sanat…

Çocuk gelişiminde sanatın yeri hiç şüphesiz tartışılmaz… Her geçen gün daha da önem taşıyan vizyonu geniş çocuklar yetiştirme dünyasında özellikle sanat daha da önemli bir rol oynamaktadır. Aslında doğduğu an itibarıyle her çocuk bir sanatçıdır, ancak aile ve çevre zaman içinde istemeden de olsa bunu köreltmektedir. Yaşadığımız toplumun kurallarına ve düzenine uyma  kaygısı  bizi de zaman içinde kurallara uygun bir şekilde yaşama dürtüsüyle hareket etmeye itmektedir. Şüphesiz hangi sanat dalı olursa olsun sanatta gelişmenin yolu yaratıcılıktır. En ünlü sanatçılar içlerindeki çocuğu yaşatmış olanlardır ki bizler onları çoğunlukla ‘topluma aykırı’ ve ‘dengesiz ‘ olarak nitelendirmişizdir. Buradan yola çıkarak öncelikle çocuğumuzun ‘Tasarım Yeteneğini’geliştirmemiz  gerekmektedir.

Zeka ve Tasarım birbirleriyle nasıl bir ilişki içindedirler? Genellikle çok zeki olan insanların tasarım seviyelerinin de normalin üstünde olduğu gibi yaygınbir inanış olsa da bu tam anlamıyla ispatlanmış değildir.  Tam tersine herkesin içinde bir tasarım potansiyeli vardır. Önemli olan bu potansiyeli ortaya çıkartıp kullanabilmektedir.

Çocuklarda tasarım potansiyelini ölçerken şu bir-iki soruyu iyi cevaplamamız gerekir. Örneğin zor durumlarda çocuğunuz nasıl tepki veriyor? Ya da  Çocuğunuz farklı bir şeyi deneme cesareti gösteriyor mu? Sabit fikirli mi? Yoksa Yeni fikirler araştırmayı sever mi? Genelde çok soru sorar mı? Ve Projelerine ve yaptığı şeylere kişisel şeyler katar mı? Gibi çeşitlendireceğimiz sorular  önemli birer ipucu kaynağıdır.Aslında anne-baba olarak çocuklarımızın tasarım yeteneklerini geliştirmek için çok fazla fırsatımız, aynı zamanda sorumluluğumuz vardır.

Çocuğumuzdaki tasarım kabiliyetleri geliştirmenin en etkili yolu detaylandırmak ve akıcı ,esnek ve orijinal olmak için ona ihtiyacı olan ekstra zamanı vermektir. Durumu analiz etmesi, seçenekleri araştırması, yeni olasılıklar düşünmesi ve kendi gelişimini değerlendirmesi için ona zaman tanımadan çocuğumuzun yaratıcı olması imkansızdır. Çocuğunuza böyle bir durumda fazladan 15 dakika vermek gerekmektedir. Çocuğunuza beyin fırtınası yapması ,fikir ve olasılıkları düşünmesini sağlayın. Hiçbir fikir eleştirmemelidir. Fikir ne kadar ‘uç’ olursa o kadar  iyidir.Ayrıca yaratıcılığın ödüllendirileceği bir ev ortamı sağlamak da büyük önem taşımaktadır.Böylelikle sorunlara  getireceği çözümler övgü alacaktır.

Bir başka önemli nokta da hatalara karşı olan tavrımızdır.Çocuklar, kendilerini rahatsız hissederlerse,sıradanlığın dışına çıkmaz ve yeni bakış açısı geliştirmezler.Başarısızlık doğal bir şeydir. Yanlışlıklar yaşamın doğal bir parçasıdır ve hata öğrenmek için etkili bir aracıdır.

Çocuğunuzdaki tasarım yeteneğini geliştirmenin başka etkili bir yolu da ondaki sanata karşı olan araştırma duygusunu teşvik etmektir. Resim, müzik, dil sanatları, drama ve dans sadece boş zamanları geçirmek için eğlence aktiviteleri değil, aynı zamanda kişisel duyguları ifade etmenin ve onları değerlendirmenin harika bir yolu , sorunları çözme,fikir üretme ve iletişim sağlamaya yarayan aktivitelerdir.Dahası akıcılık,esneklik,orijinallik ve ayrıntılandırmak gibi daha önce bahsettiğimiz düşünce kabiliyetlerini geliştirme fırsatı sağlar.

Sizlere yaratıcı düşünme yeteneklerini geliştirmeye yardımcı olacak sanat etkinlikleri önerilerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir.

  • Çocuğunuz bir kağıda kurşunkalem kullanarak bir manzara resmi çizsin. Daha sonra size resimde kullanacağı tüm renkleri söylemenizi isteyin.
  • Çocuğunuzdan belli bir duyguyu dans yoluyla ifade etmesini isteyin.
  • Çocuğunuza sanat çalışmaları yapabileceği çeşitli malzemeler verin ama onu hiç yönlendirmeyin. Sonuçta ortaya çıkan eseri evde sergileyerek başarıyı alkışlayın.

Sanatta ve hayatın her alanında başarılı olmanın altın kuralı özgüvenli çocuklar yetiştirmektir. Anne –babalar olarak birinci önceliğimiz sevgimizle çocuklarımızı sarmak ve onlardaki çocuksu saflığı desteklemektir.

Evinizin girişi önemlidir…

Evimize girerken aradığımız ferahlığı ve atmosferi yansıtmak bizim elimizde! Size bahsedeceğim birkaç detay ile her gün evinize girip çıkarken; misafirlerinizi karşılarken kullandığınız antreleri daha ferah ve kullanışlı hale getirebilirsiniz.
k1Gerçeğini aratmayan yapma çiçekler, evinize her girdiğinizde ruhunuzu tazeleyecektir. Hatta koku veren çiçek formlu mumlar, sevimli vazolar bile bu tazeliği pekiştirecektir.
Puflar hem konformist hem de estetiklik açısından antrelerde çok önemli bir yere sahiptir. Mutlaka puf kullanmalısınız. Hatta tercih edeceğiniz desenli bir puf, ayakkabılarınızı rahat bir şekilde giyip çıkarmanız için en büyük yardımcılarınızdan biri olurken, dekoratif bir görünüm katıp aradığınız atmosferi yansıtacaktır.
Kapıdan içeri girdiğinizde alanınız her ne kadar dar olursa olsun ferah hissedebileceğinizi asla unutmayın. Dar alanlar için duvarınıza asacağınız bir aynayla derinlik kazandırarak, olduğundan biraz daha geniş gösterebilirsiniz. Yine aynı şekilde büyük portmantolar yerine asacağınız askılıklarla da yerden tasarruf edebilirsiniz.
Ve unutmadan küçük bir detay daha vermek istiyorum, evinizin girişini temsil eden antrelere koyacağınız fotoğraf çerçevesi, daha sıcak ve samimi bir karşılama sağlayacaktır.

Sehpalarımızı güzelleştiriyoruz….

Ev dekorasyonunda en önemli ve göz önünde olan mobilyalarımızdan birisi de orta sehpalardır. Orta sehpalarımızı süslerken çok düşünürüz… Acaba hangi renk objeleri kullanmalıyım, tam ortasına mı, yoksa kenarına mı koymalıyım, sadece bir tepsi yeter mi, peki bu koyduklarım tarzıma uyar mı, peki gelen arkadaşlarıma servis için yeteri kadar yer kalıyor mu gibi soruları kendi kendimize sorarız…Ben bunun için yanınızdayım. 🙂

sehpa süs

Orta sehpalarımızı güzelleştirip  günlük yaşamımızda hem bize görsel keyif verecek, hem de  kullanım  kolaylıkları sağlayacak bir kişilik kazandıracağız. Burada tabi ki devreye sizin yaratıcı fikirleriniz de giriyor.

sehpa süs1

Öncelikle dekorasyonumuzun rengine ve tarzına uyum sağlayacak aksesuarları ve eşyaları bu noktalarda bir araya getireceğiz. Bunun için elinizin altında tepsiler,mumlar, çeşitli objeler olmalı.Böylece sehpanızın üzerinde objelerle çok sayıda  kombinasyon oluşturabilirsiniz. .Bence modası geçmeyecek tepsiler içerisinde belirli temalı kümeler oluşturarak aksesuarları bir araya getirerek ilk tasarımlarımızı oluşturabiliriz.

sehpa süs2

Sehpa üzerinde dekorasyon fikirleri sehpanızın şekline, rengine göre ve diğer eşyalarınıza göre bir dekor oluşturmalısınız. Örneğin yuvarlak bir sehpanız varsa yuvarlak bir tepsi kullanmalısınız. Oluşturacağınız dekorasyon odanın renklerine de uygun olmak zorundadır. Bir ressam edasıyla evinizdeki renkleri ahenkle aksesuarlarınızda da kullanın.

sehpa süs3

Çanaklar, tabaklar sehpalarda yer alır, ayrıca vazolar, şamdanlar, fener ve kandiller de kullanılacak aksesuarlar arasında ilk sıralarda gelir.

sehpa süs4

İlginç bitkiler ve çiçekler ortama canlı ve yaşayan bir enerji katacaktır. Yeşil renkli bitkiler, bonzailer, sonbahar yaprakları dekor amaçlı kullanılabilir. Ağaç gövdeleri ve dalları dekorasyonda farklı dokunuşları hayata geçiren malzemelerdir.

Belirli zamanlarda, bayram ve kutlamalarda günün konseptine uygun fikirlere yer verebilirsiniz. Unutmayın tüm objeler  istediğinizde elinizin altında  sadece tasarlayıp kullanmak size kalmış.

İyi bir tasarımcı olmak için…

Tasarımlarınızı başkalarıyla paylaşmadan önce karşılaşacağınız olumsuz tepkiler ve eleştirilere hazırlıklı olmalısınız. Öncelikle evinizin büyük veya küçük olmasını hiç düşünmeden kendinize tasarımlarınızı göstereceğiniz bir oda veya köşe seçmekle başlayın. Yapacağınız ufak tefek değişikliklerle sanki evinizin dekorasyonunu yenilemişçesine bir etki yaratacaksınız.
Salonda yapacağınız değişikliğe bütünden değil, detaydan başlayabilirsiniz. Bunun için önereceğim eşyaların başında abajurlar geliyor. Abajur ayaklarının modası çok çabuk geçmediği için değişikliği başlıklarda yapmak akıllıca olacaktır. Retro bir görünüm istiyorsanız davul şeklinde, yumuşacık ışık istiyorsanız daha klasik abajur başlıkları seçebilirsiniz. Başlıklardan çoğu belli bir standarda uysa da alışverişe çıkarken abajurunuzun ayağını yanınıza almayı unutmayın.

Okumaya devam et “İyi bir tasarımcı olmak için…”

Erkek Çocuk Odaları (3.yaş) ‘2.bölüm’…

Çocuklarımızın odalarını dekore ederken yalnızca uyumak veya oyun oynamak için değil, o oda onlara ait olduğu için kişiliklerini geliştirdikleri mekanlardır. Özellikle bu yaştaki çocuklar odalarında kendi adlarının yazılı olmasını sorumluluk olarak kabul edip, odayı daha çok sahiplenirler. Bu da onlara sahiplenme ve sahip olmanın sorumluluğunu hissettirir.

Çocuğunuzun deniz, korsan veya gemi konusunu seçtiğini varsayalım. Odanın duvarlarını açık sarı veya mavinin tonlarında bir renge boyayıp özel bir köşeye dalga efekti verdirebilir veya uygun renkte bir duvar kağıdı bordurüyle aynı efekti yakalayabilirsiniz. Ya da strofordan keseceğiniz dalga şekillerini istediğiniz gibi boyayarak duvara yapıştırabilirsiniz. Böylece üç boyutlu bir dalganız olacaktır. Yatakta ise yatak arkalığına yerleştireceğiniz bir dümen, çocuğunuzun isminin yazılı oladuğu bir bayrak veya gözetleme kulesi şeklinde uzun bir kule çok eğlenceli olabilir. Okumaya devam et “Erkek Çocuk Odaları (3.yaş) ‘2.bölüm’…”

Erkek Çocuk Odaları(3 yaş) 1.bölüm…

 

Bebeklikten erken çocukluk dönemine geçiş yaşı olan 3 yaş, yaşamın sihirli yıllarında ilk rüştünü ispat etme olarak kabullenilir. 3 yaşla beraber erkek çocuğunuz artık bebekliğini bitirmiş neredeyse size ‘kavalyelik’ edebilen bir döneme girmiştir.Aslında bu dönemde odasını değiştirmeyi düşünmek son derece doğal ve yerinde bir karar olacaktır. Erkek çocuk odaları için mavinin tonları, yeşil renkler, sarıjnın tonları canlı ve cezbedici renklerdir. Okumaya devam et “Erkek Çocuk Odaları(3 yaş) 1.bölüm…”

Bebek odalarında AMAN dikkat !!!

Öncelikle bebek mobilyasında kullanılan cila ve boyayı özellikle sorup araştırmalıyız. Yine odada kullanılan boyanın kokusuz su bazlı olmasına ve genelde silinebilir olmasına ya da duvar kağıdı kullanımına özellikle dikkat etmeliyiz. Tabi aynı tehlikeler bebeğimizin kıyafetlerinde de mevcut. Bebek kıyafetlerinin yıkarken  kullandığımız deterjenlar tene temas ettiği için kanserojen veya benzeri tehlikeleri de beraberinde getirme riskine sahip. Kısa bir zaman önce okuduğum bir araştırma makalesinde bebek kıyafetlerindeki lekeleri çıkartan deterjanların en ağır lekeli bir kıyafetten çok daha fazla bebeğe zararlı olacağını ifade eden cümleler gerçekten ürkütücüydü. Yani kıssadan hisse sevgili anneler, bırakın kıyafetker azıcık lekeli kalsın,titizliğinize kimse laf edemez zaten. Okumaya devam et “Bebek odalarında AMAN dikkat !!!”

Evin cici kızı, artık evlendi…

Evin cici kızı, cilveli belki çalışkan belkide yaramaz küçük kızıydınız. Gün geldi artık yepyeni bir aileniz ve mutluluğu içinizde çok derinlerde hissedip, karın ağrılarıyla belkide hazır olduğunuzu düşünmüyorsunuz bile ama artık evli ve bir çocuk bekliyorsunuz. Baba olarak ben duygularımı şu an için paylaşmayacağım ama emin olun aramızda ileriki dönemlerde farklı duyguları farklı sohbetlerde paylaşacağımızı hissediyorum. Gerçek şu ki, evlendikten sonra bence zaten bütün kadınlar kocaman bir erkek çocuğa sahip oluyor. ….

Okumaya devam et “Evin cici kızı, artık evlendi…”